Mükemmel de Neymiş?

Gelişen teknoloji, değişen standartlaşmış algılar, çağa ayak uydurma çabası gibi birçok sebep, günden güne üzerinde hüküm verdiğimiz kavramlara bakışımızı farklılaştırıyor. Bu farklılaşma, gitgide bütüncül bir bakış halini alıyor ve bir şeylere baktığımız göz aynılaşarak tek bir pencereye devrediyor kendini. Bu durum da birtakım olumsuz sonuçlar doğuruyor ve birçok anlamda negatifliklerini yansıtıyor. Bunlardan birisi, günümüzün fenomen sorunsalı: “Mükemmel olmak.”

Mükemmel kavramı, üzerinde epeyce düşünülebilecek ve pek çok farklı yönden tanımlanması mümkün olan bir kavramdır. Aslında bakıldığında bu kavram öznel olmakla birlikte günden güne nesnel bir hal almaya başlamıştır. Özellikle son yıllarda medya, kitle iletişim araçları gibi birçok faktörün etkisiyle bazı algılar standartlaşmaya başlamıştır. Bunlardan biri ise güzellik algısıdır. Ben, bunları “Konteyner’daki Standartlar Ordusu” olarak adlandırıyorum. Sözü geçen konteynerin içinde barınan en meşhur şeylerden biri, son zamanlarda oldukça popüler olan bir fiziksel görünüş imidir. “Prenses Burun”.

mükemmel de neymiş

Prenses burun, özellikle kadınların ruhlarına dokunacak olan en hassas noktalarından yani mükemmel olmaya çalışmak ile ilgili kısma dayatılmış olan sert bir kapıdır. Bu düşünce, artık o kadar standart hale gelmiştir ki; insanlar aksinin mükemmellikten uzak ve dışlanılmaya aday olduğunu düşünmüşlerdir. Yine aynı şekilde ince bel, büyük göğüsler, kalkık kaşlar ve çıkık kalçalar gibi birçok özellik, güzelliğin ana kriterleri olmuştur adeta. Kısacası güzellik gibi öznel bir kavram nesnelleşmiş ve asıl kendisini yitirmiştir. Oysaki sorulması gereken asıl soru şudur: “Mükemmel Nedir?” ya da “Mükemmel Var Mıdır.?” Sahi, nedir bu mükemmel?

İlk başta mükemmelin tanımlanmasının geniş bir ölçüye yayıldığını ifade etmiştik. İşte bu geniş ölçülerden biri olan benim benimsediğim mükemmelliğin tanımı şöyledir: “Elinden gelenin en iyisini yapmak.”

Elinden gelenin en iyisini yapmak, sizce de herkesin kendisine atfetmiş olduğu bir mükemmel değil midir? Çünkü az önce ne demiştik? Mükemmel, öznel bir kavramdır ve onu nesnelleştiren ise dış faktörlerdir. Eğer mükemmel kavramını kendi ölçümüzde sınırlamazsak hep mutsuz ve yetersiz hissederiz. Çünkü mükemmeli arayan kişi, ulaştığı nokta her ne olursa olsun mutlaka onu yetersiz bulacaktır. Mükemmel sonu olan bir şey değildir. O, adeta bir serap gibidir. Çok uzaklarda en güzel şeyi gördüğünüzü zannedersiniz fakat o sadece bir yanılsamadan ibarettir. Herkesin, her şeyin kendine özgü bir kapasitesi ve sınırları vardır. Kimimizin sınırları daha genişken kimimizinki bunun tam aksidir. Aynı zamanda limitlerde gösterilen başarılar veya başarısızlıklar da özneldir ve duruma, kişiye göre farklılaşmaktadır. Bu durumda sonu olmayan ve ulaşılmaya çalışırken size sadece kötü hisler aşılayan bir duygudan birazcık olsun sıyrılmak daha iyi değil midir? Bundan dolayı mottomuz “Mükemmeli arama fakat, elinden gelenin en iyisini yap” olsa daha güzel olmaz mı? Çünkü böylesi yeterlidir.

Yazıyı bitirmeden şunu da eklemeden geçemeyeceğim; her zaman farklı ve aykırı olan, benim düşünceme göre daha dikkat çekici olmuştur. Farklılıklar kişiye karakter katar ve onu o şey yapan şeydir. Diğer bir deyişle özünün bir yansımasıdır. Tıpkı, üstte gördüğünüz fotoğraftaki burnun, bizlere dayatılan prenses burun tipi olmayıp, kişiye karakter katan doğal ve kemikli bir burun olup, ait olduğu kişiye kendisinin o kişi olduğunu yansıtan doğal bir im olması gibi….

Mükemmel olmaya çalışmayın! Çünkü mükemmel diye bir şey yoktur. Fakat, her zaman “Elinizden Gelenin En İyisini Yapın.” Çünkü asıl mükemmel, sizin kendi iyinizin sınırlarıdır. 🙂

Görüşmek dileğiyle:))

Yorum Yap

Yaratıcı yazılarımıza ve makalelerimize abone olun Size güncellemeleri e-posta ile göndereceğiz.
Yeni yazıları kaçırmamak için abone olun.